Durup Bir Düşünün
Hemen her gün markete alışverişe gidersiniz. Marketlerde insanın ihtiyacı olan herşey pek çok miktarda bulunur. Çeşit çeşit ve renk renk meyve suları, temiz bir şekilde kabuklarından ayrılıp sıkılmış, sıcak ya da soğuk olarak, süslü ve gözalıcı ambalajlar içinde içilmeye hazır olarak size sunulmuştur. Belki de tek bir meyva suyu almak için gelmişsinizdir ama yüzlercesi karşınızda özenle ve dizi dizi sıralanmıştır.
Hemen o an için birşeyler yemek için çikolata ve bisküvi bölümüne gittiğinizde ise, yine belki de daha önce aklınıza dahi gelmeyen karşılaşırsınız. Tatlı, tuzlu, peynirli, tarçınlı, çikolatalı, domatesli, fındıklı gibi her çeşit biskuvi; sütlü, fındıklı, portakallı, çilekli, meyveli daha akla gelmeyen güzel lezzette çikolata ve şekerler hizmetinize sunulmuştur.
İnsanın en önemli ihtiyaçlarından biri olan su, en temiz kaynaklardan çıkarılmış, şişelenmiş, ambalajlanmış ve içilmeye hazır bir durumda düzgünce dizilmişlerdir. Yine her çeşit makarna kutulanmış olarak hazırdır. Rabbimiz’in kullarının emrine verdiği hayvanlardan sağlanan süt, işlemden geçirilmiş temiz bir şekilde raflarda durmaktadır. Yine hayvanlardan sağlanan sütle üretilen peynirler, yoğurtlar en güzel tatlarda sunulmuştur. Hayvanların etini de beğeneceğimiz lezzette yaratan Rabbimiz, çok miktarda eti de kesilmiş, ayrılmış ve pişirilmeye hazır bir tarzda rızık olarak yaratmıştır. Kuruyemişler, konserveler, daha nice yiyecekler bizim için seçilmiş, paketlenmiş, hizmetimize verilmiştir.
Ancak çok küçük bir kısmını saydığım bu nimetleri bizim için birilerinin hazırlayıp paketleyip oraya taşıdığını düşünmek ise büyük bir gaflettir. Marketteki binlerce ürün o anda bizin için Allah tarafından yaratılmıştır. Kimi insanlar bazı kimselerin bunları düzenlediğini; fabrikalar kurduğunu, hayvanları beslediğini, kestiğini, daha sonra etlerini bölümlere ayırdığını ve ambalajladığını, kamyonlarla marketlere taşıdığını, reyona yerleştirdiğini düşünür. Sebep olarak gerçekten de tüm aşamalar bu şekilde gelişmiştir. Ama aslında tüm bu sebepleri yaratan; yani fabrikaları kuran, hayvanları emrimize veren, paketlenmesini, taşınmasını kısacası bir el uzatarak saniyede aldığımız tüm ürünlerin karşımıza gelme sebeplerini de yaratan Allah’tır.
Torbalar dolusu yapılan alışverişi de yorulmadan evlere ulaştırılmasını sağlayan taşıtları da insanların emrine veren Rahman olan Allah’tır. Küçük bir mekan olan arabada bile dikkatlice bakıldığında çok güzel nimetler yaratılmıştır. Biraz havasızlık hissettiğinizde ya da sıcak olduğunda açabileceğiniz bir klimanız vardır. Direksiyonu rahat tutabilmek ya da uzun direksiyon tutuşlarında kolunuzu dinlendirmek için hemen yanınızda bir kolluk bulunur. Yolculuk sırasında kullanabileceğiniz müzik seti de en kolay ulaşabileceğiniz yerdedir. İsterseniz müzik, isterseniz haber kanalları emrinize verilmiştir. Daha rahat araba kullanmanız için dilerseniz otomatik vites de tasarlanmıştır. İçeceğinizi güvenlice koyabileceğiniz, arabanın içinin temiz kalmasını sağlayacak detaylar da düşünülmüştür. Konfora yönelik bu detayları dizayn eden de aslında mühendisler değil, her şeyi en güzel şekilde yaratan Rahman olan Allah’tır. Allah bu mühendisleri bu tasarımları yapabilecek akıl ile sadece birer sebep olarak yaratmaktadır.
Yine satın alınan bu yiyecekleri günlerce saklayabilecek buzdolapları da yaratılmıştır. İçecekleri soğuk tutacak, sebze ve meyveleri bozulmadan koruyacak, hepsinin düzenlice yerleştirilebileceği bölmeleri olan buzdolabının içinde, etler için daha uzun korumalı bölümü olan bir buzluk da tasarlanmıştır. Tüm bu nimetleri de yaratan yine yalnızca Allah’tır.
Rahman olan Yüce Rabbimiz, yarattığı her detayda merhametini tecelli ettirmektedir. Yüce Zatını kullarına tanıtmaktadır. Düşünen bir insan için, Allah’ın yarattığı her detayda O’nu tanımak, gücünü anlamak, Allah’a yakınlaşmak için bir yol vardır. Rabbimiz’in Kuran’da da belirttiği gibi, “Allah’ı zikretmek en büyük (ibadet)tür.” (Ankebut Suresi, 45)
Rabbimiz’in güzel isimlerinden biri, merhamet eden, ezelde ve bütün yaratılmışlar hakkında hayır, rahmet ve irade buyuran, sayısız nimet veren anlamına gelen Rahman-Rahim sıfatıdır. Kuran’da Rabbimiz’in Rahman ismi şöyle bildirilmektedir:
O Allah ki, O’ndan başka İlah yoktur. Gaybı da, müşahede edilebileni de bilendir. Rahman, Rahim olan O’dur. (Haşr Suresi, 22)
Rahman olan Allah, merhametini, kullarına olan sevgisini, lütfunu her an tecelli ettirir. Gün içinde karşımıza çıkan bütün nimetleri yaratan ve bize ulaştıran Allah’tır.
www.allahakillabilinir.com
Hayatınızın Amacı Sadece Daha İyi Yaşamak mı?
Ne için yaşıyorsunuz, amacınız nedir? Meslek edinmek, aile kurmak, ev-araba almak, yaşamın tadını çıkarmak bunlar mıdır amacınız?… Dünyada peşinden koşturarak kazandığınız her şey yok olacak. Yani hayatınızın amacı olarak gördüğünüz her şey yok olacak. Peki bütün bu yok olacak şeyler, insanın amacı olabilir mi?
Dünyanın en zengin kişilerinin hayatına baktığımızda görüyoruz ki , onlarca odadan oluşan malikanelere bile sahip olsalar, yaşadıkları an içinde , evlerinin en fazla bir odasında oturabilirler. Gardroplar dolusu kıyafetleri de olsa, aynı anda yalnız bir kıyafetlerini giyinebilirler. Allah’ın nimet olarak verdiği binlerce çeşit yiyeceğe sahip olsalar bile , en fazla iki üç tabak yiyebilirler, daha fazlasını yiyemezler.
Açıkça anlaşılmaktadır ki insanların dünya hayatındaki davranışlarının çoğu, bos bir hırstan kaynaklanmaktadır. Oysa bunlar ne hırs yapılacak, ne de sahip olunduğu icin gurur duyulacak şeylerdir. Aksine her biri geçici dünya hayatının aldatıcı birer metaıdır:
Bilin ki, dünya hayatı ancak bir oyun, ‘(eğlence türünden) tutkulu bir oyalama’, bir süs, kendi aranızda bir övünme (süresi ve konusu), mal ve çocuklarda bir ‘çoğalma-tutkusu’dur. Bir yağmur örneği gibi; onun bitirdiği ekin ekicilerin (veya kafirlerin) hoşuna gitmiştir, sonra kuruyuverir, bir de bakarsın ki sapsarı kesilmiş, sonra o, bir çer-çöp oluvermiştir. Ahirette ise şiddetli bir azab; Allah’tan bir mağfiret ve bir hoşnutluk (rıza) vardır. Dünya hayatı, aldanış olan bir metadan başka bir şey değildir. (Hadid Suresi, 20)
Dünyanın her köşesinde farklı kültür ve ortamlardaki insanların çoğu yalnızca bu dünyevi hedefler doğrultusunda yaşarlar. Oysa ayette de bildirildiği gibi insanın dünyada bulunma amacı bunların hiçbiri değildir. Yaşamın ve ölümün yaratılma nedenini sonsuz Yaratıcı Allah Kuran’da bildirmektedir:
“O, amel (davranış ve eylem) bakımından hanginizin daha iyi (ve güzel) olacağını denemek için ölümü ve hayatı yarattı…” (Mülk Suresi, 2)
Burada sıraladıklarımız, insanın asıl ideali olabilecek konular da değildir; bu istekler yalnızca insanın Allah’ın hoşnutluğunu kazanabilmesi için birer araç olabilir. Yüce Allah’ın akıl vererek nimetlendirdiği insanın dünyada bulunma amacının, sadece iyi bir iş sahibi olmak ya da iyi bir kariyer yapmak olmadığı açıktır. Bunların hepsi Allah’ın insanlara verdiği nimetlerdir, ancak insanın Allah’ı, ölümü ve ahireti unutarak kendisine yalnızca bunları amaç edinmesi hatalıdır.
Vicdanlı ve samimi bir insanın yapması gereken, yaratılış amacını düşünmesi ve “De ki: “Şüphesiz benim namazım, ibadetlerim, dirimim ve ölümüm alemlerin Rabbi olan Allah’ındır.” (Enam Suresi, 162) ayetinde emredildiği üzere tüm yaşamını Yüce Rabbimiz’in bildirdiği şekilde geçirmeye çalışmasıdır.
İstediğini istediği gibi yapmaya gücü yeten Allah Kuran’da, yaratılışın gerçek amacının oyun ve oyalanma olmadığını tüm insanlara haber vermektedir:
“Biz, bir ‘oyun ve oyalanma konusu’ olsun diye göğü, yeri ve ikisi arasında bulunanları yaratmadık. Eğer bir ‘oyun ve oyalanma’ edinmek isteseydik, bunu, Kendi Katımızdan edinirdik. Yapacak olsaydık, böyle yapardık.” (Enbiya Suresi, 16-17)
Bu düşünceyle yaşamlarını Allah’ın hoşnutluğunu kazanmak doğrultusunda sürdüren insanlar, dünyayı kendi istek ve tutkularını gerçekleştirebilecekleri bir yer olarak görmezler. Kendi nefislerini tatmin etme gibi bir hırs taşımaz, güçlü bir imana ve elçilerinin sahip oldukları üstün ahlaka sahip olmayı ister, bunun için dua ederler. Allah’a yakın olma konusunda gerçek anlamda tutkulu bir istek taşırlar. Bunun sonucunda da davranış ve düşünceleriyle Kuran ahlakına uygun bir olgunluk ve bunlardan kaynaklanan üstün bir karaktere sahip olurlar. Ölümün yakınlığını, cennet ve cehennemi tefekkür ederler… Allah’ın her an kendilerini gördüğünün ve yaptıklarından haberdar olduğunun farkındadırlar ve bu nedenle davranışlarının her zaman Kuran’a uygun olmasına dikkat ederler.
Sonuç olarak; inanan insanın hedefi basit dünyevi çıkarlar değildir; hedefi büyüktür, bu nedenle kazancı da büyük olacaktır..
İdeal Müslüman Kadın
Genel olarak günümüz kadınlarında gözlemlediğim belli başlı özellikler hangi kültür seviyesinden olursa olsun, toplumun hemen her kesimi tarafından çok iyi bilinmekte ve kimi kadınlar tarafından titizlikle uygulanmaktadır. Bunun önemli bir sebebi ise, toplumun tüm üyelerinin, bu karakteri kız çocuklarına küçük yaşlardan itibaren olabildiğince cazip gösterip özendirmeleridir.
Çocukluk yıllarından itibaren çevrelerindeki tüm insanlardan aynı telkinleri alarak yetiştirilen kız çocukları, toplum tarafından kendileri için uygun görülen bu karakteri çoğu zaman hiç sorgulamadan kabullenirler. Annelerini ve çevrelerindeki diğer kadınları gözlemleyerek, yetişkin bir insan oldukları zaman nasıl bir karakter sergileyecekleri ve yaşamlarını hangi idealler üzerine kuracakları konusunda belirli bir kanaat edinirler.
Oysa İdeal Müslüman Kadın özellikleri şöyle olmalıdır;
Müslüman Kadın Allah’a Teslim Olmuştur
Müslüman Kadının Rehberi Kuran ve Peygamberimiz (sav)’in Sünnetidir
Müslüman Kadının İdealleri Büyüktür Müslüman Kadın Asildir
Müslüman Kadın Güçlü ve İradeli Bir Karaktere Sahiptir
Müslüman Kadın İtidalli ve Dengelidir
Müslüman Kadın Duygusal Bir Kişilik Göstermez
Müslüman Kadın Samimi ve Doğal Bir Kişiliğe Sahiptir
Müslüman Kadın Dürüsttür Müslüman Kadın Cesurdur
Müslüman Kadın Boş Sözlerden ve Boş İşlerden Sakınır
Müslüman Kadın İffetli ve Onurludur
Şimdi sizlere ideal müslüman kadının, ideallerinin büyük olmasının ne demek olduğu ile ilgili bilgilendirmek istiyorum.
Cahiliye ahlakının insanlara kazandırdığı kadın karakterinin önemli özelliklerinden biri, bu kimselerin ufuklarını olabildiğince daraltmış, ideallerini, düşüncelerini ve yaşam tarzlarını olabildiğince dar bir alan ile sınırlandırmış olmalarıdır. Bu karakteri benimseyen kadınların toplum tarafından kendilerine öngörülen belli başlı birtakım görev ve sorumlulukları vardır. Onlardan beklenilen aslında sadece bunları en iyi şekilde yerine getirebilmeleridir. Bunların dışında farklı ideallere sahip olmaları ya da farklı konularda kendilerini geliştirmeleri için ise, genellikle kadınlara çok fazla imkan tanınmamaktadır.
Kadınlar ancak bu durumun şuuruna vardıkları ve yaşamlarını daha farklı ve daha büyük idealler üzerine kurma ihtiyacını duydukları takdirde kendilerini geliştirip düşünce ufuklarının sınırlarını genişletebilmektedirler. Kadın için öngörülen başlıca sorumluluklar ise genellikle ailesini ve evini maddi ve manevi açıdan iyi bir şekilde idare edebilmesi ve çocuklarını yetiştirmesidir. Bunların dışında kimi kadınların çocukluk yıllarından itibaren almış oldukları telkinler doğrultusunda ilgilendikleri konular ise tümüyle kendilerine yöneliktir. Bunlar da genellikle saçları, makyajları, kıyafetleri, modaya uyup uyamadıkları gibi fiziksel bakımlarına ilişkin konular, ev temizliği, arkadaş toplantıları gibi faaliyetlerle sınırlıdır.
Elbette insanın ailevi sorumluluklarını yerine getirmesinde, kendisine yönelik ihtiyaçlarını gidermekle ilgilenmesinde ya da evinin temizliğini sağlamasında bir yanlışlık yoktur. Yanlış olan, yaşadığı hayatın ve üstlendiği sorumlulukların sadece bunlarla sınırlandırılmış olması ve bunu ne amaçla yaptığının farkında olmamasıdır. Allah insanı belirli bir amaç üzerine yaratmış, onu yükümlü kıldığı sorumlulukları Kuran ile kendisine bildirmiştir.
Müslüman bir kadın herşeyden önce kendisini yaratan, ona bir ömür süresi kılan, yaşadığı her an onu koruyup kollayan, nimetleriyle lütuflandıran Rabbimiz’e karşı sorumludur. Allah’ın Kuran ile insanlara bildirdiği ahlakı yaşamakla, Allah’a ibadet ve kulluk etmekle, O’nun rızasını kazanacak işler yapmakla yükümlüdür. Cahiliye inançları nedeniyle, güzel ahlakın kendilerine getireceği huzur ve mutluluktan uzak bir yaşam süren insanlara Kuran ahlakını anlatıp, onların Allah’ın rızasına, rahmetine, cennetine kavuşmaları için elinden gelen çabayı göstermekle görevlidir. İnsanlara şeytanın sunduğu, kaos ve karmaşanın hakim olduğu, sevgi, saygı, dostluk gibi nimetlerin gereği gibi yaşanamadığı karanlık ruh halinden kurtulmanın yolunu göstermek için samimiyetle gayret sarf etmelidir.
Allah Kuran’ın “Size ne oluyor ki, Allah yolunda ve: “Rabbimiz, bizi halkı zalim olan bu ülkeden çıkar, bize Katından bir veli (koruyucu sahib) gönder, bize Katından bir yardım eden yolla” diyen erkekler, kadınlar ve çocuklardan zayıf bırakılmışlar adına mücadele etmiyorsunuz?” (Nisa Suresi, 75) ayetiyle insanlara, dünya üzerindeki sıkıntı ve zorluk çeken güçsüz konumdaki insanların durumunu hatırlatmış, onlara yardım etmenin ve yol göstermenin, vicdan sahibi insanlar için bir yükümlülük olduğunu bildirmiştir.
Allah bir başka ayette ise, “Allah’a ibadet edin ve O’na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Anne-babaya, yakın akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yanınızdaki arkadaşa, yolda kalmışa ve sağ ellerinizin malik olduklarına güzellikle davranın. Çünkü, Allah, her büyüklük taslayıp böbürleneni sevmez.” (Nisa Suresi, 36) sözleriyle müminlerin yükümlülüklerinin sadece kendileri olmadığını, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışa ve daha bunlar gibi muhtaç konumda olan pek çok insana yardım elini uzatmakla da sorumlu olduklarını hatırlatmıştır.
Müslüman kadın tüm bu sorumluluklarının bilincinde olan insandır. Bundan dolayı da hiçbir zaman için sadece kendi ihtiyaçlarının peşine düşüp, yalnızca kendisini ilgilendiren birkaç sorumluluğu yerine getirip Allah’ın bildirdiği bu yükümlülükleri göz ardı edemez. Hayata dair ideallerini, düşüncelerini sadece bu şekilde sınırlandırmaz. Dünyanın dört bir yanındaki zorluk içerisindeki insanların, açlık çeken, salgın hastalıklarla mücadele eden, savaş ve çatışma ortamlarının zorluğunu yaşayan çocukların, kadınların, yaşlıların tüm sıkıntılarını adeta kendi sorunuymuş gibi düşünüp onlara çözüm ulaştırabilmek için elinden gelen gayreti gösterir.
Bunun dışında, günlük hayatında karşısına çıkan meselelerde de, her konuya gerçekten hak ettiği kadar değer verir. Asıl amacının Allah’ın rızasını kazanmak, O’nun beğendiği ahlakı yaşamak ve insanlara da gerçek huzuru ve mutluluğu yaşayabilecekleri bu ahlakı anlatmak olduğunu bilir.
Bu nedenle de, kimi kadınların günlük hayatlarında karşılaşıp da çok önemli gördükleri, gözlerinde büyütüp tasalandıkları, dert edindikleri pek çok konunun, insanın gerçek amacının yanında, ne kadar sıradan ve ne kadar önemsiz konular olduğunu bilerek hareket eder.
www.kurandakadin.com
Sevgi Neden Yokoldu?
Sevgi ancak karşılıklı güven duyularak yaşanabilecek bir duygudur. Güvenin oluşması için ise tek şart Allah’a iman eden bir insan olmaktır. Çünkü ancak Allah’tan korkan bir insan Allah’ın hoşnutluğunu arar ve kendi çıkarlarını gözetmez. Böyle bir insan Allah’ın haram kıldığı hiç bir şeyi yapmayacağından güvenilirdir. Nitekim inkar eden insanlar arasında sevginin yok olmasının nedenlerinden biri güvensizlik hissidir. Bir insan karşısındaki insana güvenemediğinde değil sevmek samimi bile olamaz. Çünkü samimi olduğunda herşeyin kendi aleyhine kullanılmasından korkar. Bu yüzden inkar edenler hayatlarını gizlilik içinde yaşarlar ve kendilerini korumak için sürekli tetikte olurlar. Elbette çok açıktır ki böyle bir birliktelikte sevgi yaşanamaz. İnkar edenler de sevgiyi yaşayamayacaklarını bildikleri içinde kendi istek ve tutkuları için yaşamayı tercih ederler. Sevginin neden yok olduğunu düşünmek ve çözüm aramak yerine kilitlenmiş çözümsüz bir sistem içinde sevgiyi hiç hissedemeden yaşarlar. Sevginin yerine tercih ettikleri duygu ise çılgınca şeytani bir hırstır. Bu hırs para kazanma tutkusu, gösteriş yapma ya da itibar elde etmeye çalışma gibi çeşitli şekillerde ortaya çıkar. Fakat dünyevi nimetler, Allah rızası için elde edilmedikten sonra insana zarardan başka birşey sağlayamaz. Nitekim her insanın ölümlü olduğunu ve dünyada elde ettiği herşeyin bir gün ölümle son bulacağını düşündüğümüzde bu hırsların ne kadar boş olduğu anlaşılır. Dünyada insanın yaptıklarından tek geriye kalan Allah rızası için yaptığı salih amelleridir. Kuran’da bildirilen bu gerçeğin farkında olan müminler sadece ahireti düşünerek Allah rızası için çabalarlar. Allah’a olan sevgileri sonsuza kadar olduğu içinde kalplerindeki sevgi hissi hiç tükenmez aksine çoğalarak artar. Herşeyi Allah’ın tecellisi olarak görüp sevdikleri için Allah müminlere, sadece onların hissedip yaşayacağı gibi olağanüstü bir zevk verir. İman edenler ve salih amellerde bulunanlar ise, Rahman (olan Allah), onlar için bir sevgi kılacaktır. (Meryem Suresi, 96)
-
Yeni
- Hz. Mehdi (a.s.) yeşil gözlü ve sakalı yanlarda az olan bir kişi olacaktır
- ARAPLAR BU TÜRKİYE’Yİ KUCAKLAMALI
- TÜRK BAYRAKLARI DÜNYANN DÖRT BİR YANINDA
- ADNAN OKTAR CANLI YAYINDA, ÜST DÜZEY MASONLARLA !!!
- EVRİMCİLER SANSÜRSÜZ PROGRAMINDA YİNE DAĞILDILAR
- DARWİNİSTLER NEANDERTELLERLE DE İNSANLARI ALDATAMADILAR
- Genom Çalışmaları ”Tesadüfen Oluşan İlk Hücre” Aldatmacasını Yerlebir Ediyor
- Darwinistler’in Yapay Yaşam Aldatmacası !
- ADNAN OKTAR ŞU ANDA CANLI YAYINDA – ÇOK ÖNEMLİ AÇIKLAMALAR YAPIYOR- BURADAN İZLEYİN
- ADNAN OKTAR – HARUN YAHYA ÇOK ÖNEMLİ AÇIKLAMALAR YAPIYOR – CANLI YAYIN – BURADAN İZLEYEBİLİRSİNİZ
- ADNAN OKTAR – HARUN YAHYA ÇOK ÖNEMLİ AÇIKLAMALAR YAPIYOR – CANLI YAYIN – BURADAN İZLEYEBİLİRSİNİZ
- ADNAN OKTAR ŞU AN CANLI YAYINDA KIYAMET VE MEHDİYET İLE İLGİLİ ÇOK ÖNEMLİ AÇIKLAMALAR YAPIYOR – BURADAN İZLEYEBİLİRSİNİZ
-
Bağlantılar
-
Arşivler
- Temmuz 2010 (1)
- Haziran 2010 (2)
- Mayıs 2010 (5)
- Nisan 2010 (1)
- Mart 2010 (16)
- Şubat 2010 (28)
- Ocak 2010 (24)
- Aralık 2009 (39)
-
Kategoriler
-
RSS
Yazılar RSS
Yorumlar RSS


