Insanmucizedir's Blog

Just another WordPress.com weblog

Harun Yahya’nın kitaplarıyla Müslüman oldu

Harun Yahya’nın kitaplarıyla Müslüman oldu
 
İngiltere’de uyuşturucu kaçakçılığı yapan Clifford Brown Harun Yahya’nın kitaplarını okuyarak İslam dinini seçtiğini söyledi.
 
Brown “Mescidde tanıştığım bir İngiliz Müslüman bana Harun Yahya’nın kitaplarının bir kısmını hediye etti. Bu kitaplar beni çok etkiledi Harun Yahya’nın kitapları sayesinde İslam ve Allah ile ilgili kafamı karıştıran soruların cevaplarını buldum ve Kelime-i Şehadet getirerek Müslüman oldum.” dedi.

Aslı Jamaikalı olan fakat İngiltere’de doğup büyüyen Bilal Brown Müslüman olmadan önce tam bir suç makinesiymiş. Uyuşturucu satıcılığından araba hırsızlığına kadar her türlü kötü işe bulaşan Bilal’in de son derece ilginç bir hidayet öyküsü var. İslam’a girmeden önce Clifford Brown ismini kullanan Bilal kendisi gibi sonradan Müslüman olan İngiliz bir hanımefendiyle evli ve Bilal’in 1.5 yaşında Safiye isminde güzel bir kızı var. Daha önce Hıristiyan olan 9 İngiliz’in Kelime-i Şehadet getirerek Müslüman olmasına vesile olan Bilal şu an Şam’da İslami ilimler alanında eğitim görüyor. İşte eski uyuşturucu kaçakçısı Bilal’in öyküsü….

-Uyuşturucu satmaya nasıl başladınız?

Ailem fakir bir aileydi ve Olthem’de oturuyorduk Olthem İngiltere’nin en tehlikeli bölgelerinden biridir. Burada genelde yabancılar yaşar ve en tehlikeli gangasterler araba hırsızları ve uyuşturucu kaçakçıları Olthem’den çıkar. Olthem ayrıca çetelerin merkezidir buradaki çeteler sık sık olay çıkarıp polisle çatışırlar. Hatta İngiliz Polisi Olthem’deki bazı sokaklara girmeye çekinir. Olthem’de birçok yabancı yaşıyordu ve benim arkadaş grubum genellikle Pakistanlılardan oluşuyordu. Pakistanlı arkadaşlarımın birçoğu benim gibi uyuşturucu kullanıyordu. Lisedeki hayatım hiç iyi değildi. 16 yaşımda kokain kullanmaya başladım. Liseden sonra da bir uyuşturucu çetesine katıldım ve caddelerde uyuşturucu sattım ve araba hırsızlığı yaptım. Berbat bir hayatım vardı; fakat çok iyi para kazanıyordum. Benim çalıştığım çetenin içinde Pakistanlılar ve Bangladeşliler de vardı. Hatta satacağımız eroini Pakistanlılar sayesinde Afganistan’dan getirtiyorduk. Zekâm ve cesaretim sayesinde zaman içinde çetenin içinde yükseldim araba hırsızlığı gibi işleri terk ettim ve daha büyük işler yapmaya başladım. Uluslararası piyasaya açıldık İngiltere dışına da uyuşturucu satmaya başladık. Fakat İngiliz Polisi bizim çeteye karşı bir operasyon düzenledi ve benimle birlikte 5 kişi tutuklandı.

“İSLAM HAPİSHANELERDE YAYILIYOR”

- Arap Basınından sık sık İngiliz ve Amerikan hapishanelerinde yatan mahkumların büyük bir kısmının İslam’a ilgi duyduklarını ve bir çok tehlikeli mahkumun hapishanede Müslüman olduğunu duyuyoruz. Sizin böyle bir gözleminiz oldu mu?

Evet bu haberler doğru… Ben hapishanede sadece 1 ay kaldım ve ilk mahkemede serbest bırakıldım. Suç işliyordum ama arkamda delil bırakmıyordum. Bu 1 ay içinde bir çok mahkumun elinde Kur’an gördüm. Dışardan tanıdığım birkaç meşhur uyuşturucu kaçakçısı vardı. Bu kişilerden biriyle hapishanede karşılaştım O da Müslüman olmuştu ve hayatını tamamen değiştirmişti. Benim ağabeyim de çok tehlikeli bir gangasterdi. Bir kişiyi öldürdüğü 3 kişiyi de yaraladığı için şu an İngiltere’de hapishanede yatıyor. Ağabeyim de hapishanede Müslüman oldu ve ismini Abdulhak olarak değiştirdi. Fakat ben cezaevinde İslam’la hiç ilgilenmedim benim düşüncem bir an önce dışarı çıkıp işlerime kaldığım yerden devam etmekti.
-Uyuşturucu kullananların nasıl bir dünyaları var? Bize bu dünyadan bahseder misiniz?
Uyuşturucu kullanmak insana başta biraz tad veriyor; fakat daha sonra büyük acılara neden oluyor. Bunu fark ettiğim için uyuşturucu kullanmayı bıraktım ve sadece satmaya uyuşturucudan büyük paralar kazanmaya başladım. Uyuşturucu kullananlar her geçen gün kötü bir sona doğru yaklaşırlar ve son derece acı dolu bir yaşamları vardır. Özellikle de bağımlıların… Uyuşturucu bağımlıları zamanla dünya ile olan bütün ilişkilerini keserler ve sadece uyuşturucuyu nasıl bulacaklarını düşünmeye başlarlar.

“İNSANİ ÖZELLİKLERİMİ KAYBETMİŞTİM”

-Uyuşturucu kullananların düştükleri durumu gördüğünüzde bir satıcı olarak vicdan azabı çektiğiniz anlar oluyor muydu?

Hayır olmuyordu. Uyuşturucu sattığım dönemler birçok insani özelliğimi kaybetmiştim ve sadece para kazanmayı düşünüyordum. İnsanların benim gözümde hiçbir değerleri yoktu. Allah’a şükürler olsun İslam sayesinde o kötü hayatı ve düşünceleri terk ettim.

-İslam’a karşı ilk defa ne zaman ilgi duymaya başladınız?

Uyuşturucu sattığım dönemlerde sürekli farklı kadınlarla birlikte oluyordum ve en iyi arabalara biniyordum. Bu yaşam uzun zaman bana cazip ve eğlenceli geldi. Belli bir zaman sonra ise içimde büyük bir boşluk oluşmaya başladı.

-Daha sonra ne oldu?

Malcom X’in hayatını anlatan bir film seyrettim. Bu film beni çok etkiledi ve
Malcom X’e hayran oldum. Bu filmi seyrettikten sonra Müslüman olmayı düşünmedim fakat İslam’ı kendime Hıristiyanlıktan daha yakın hissetmeye başladım. Zihnimde İslam siyahların Hıristiyanlık ise beyazların dini şeklinde bir düşünce oluştu. Beyaz İngilizleri hiç sevmiyordum onlarda bizi sevmiyorlardı ve siyah olduğumuz için bizi küçük görüyorlardı. Sonra Wu Tang Clag grubunun yaptığı hipap müzikleri dinlemeye başladım. Bu grubun elemanları Müslüman olduklarını söylüyorlardı fakat bazı ırkçı görüşleri vardı. Mesela Allah’ın siyah şeytanın ise beyaz olduğuna inanıyorlardı. Bu müzik grubunun elemanları Alijah Muhammed’in görüşlerine bağlıydılar. Yaptıkları parçalarda beyazları aşağılıyorlardı bu durum da bana zevk veriyordu. Pakistanlı bir arkadaşım bana önceden Hıristiyan bir din adamı iken daha sonra Müslüman olan Ahmed Dedad’ın konuşmalarını içeren bir video kaseti verdi. Bu Ahmed Dedad’ın konuşmalarını dinledikten sonra Hıristyanlığı tamamen terk etmeye karar verdim. Ahmed Dedad Hıristiyanların inançlarındaki yanlışları çok net bir şekilde ortaya koyuyordu.

-Bu dönem uyuşturucu satmaya devam ediyor muydunuz?

Evet. Ama bir arayış içine girmiştim. Uyuşturucu çetesindeki Pakistanlılara İslam’la ilgili sorular sormaya başladım. Pakistanlılar Müslüman olduklarını söylüyorlardı; fakat İslam’la ilgili pek fazla bilgileri yoktu. Bir Pakistanlı arkadaşım “Kur-an okursan Kur-an’da sorularının cevabını bulursun” dedi. Bunun üzerine bir Kur-an tercümesi aldım ve Kur-an tercümesini okumaya başladım. Önce Fatiha Suresini daha sonra Bakara ve Ali İmran Surelerini okudum. Bu sureler beni çok etkiledi ve Kur-an’ın Allah tarafından gönderildiğine inanmaya başladım.

-Kur-an’ın sizi bu kadar etkileyen yönü neydi?

Kur-an okumaya başlayınca Allah’ın Kur-an vasıtasıyla insanlarla konuştuğunu fark ettim. Daha önce İncil’in de bazı bölümlerini okumuştum; fakat Kur-an İncil’den çok farklıydı. Kur-an okudukça içimde büyük bir korku oluşmaya başladı.

“KUR-AN BANA GÜNAHLARIMI HATIRLATIYORDU”

-Nasıl bir korkuydu bu? Biraz açar mısınız?

Büyük günahlar işlemiştim ve Kur-an okudukça işlediğim günahları hatırlıyordum. Bu durum da beni çok rahatsız ediyordu. İçimdeki korku nedeniyle Kur-an okumayı terk ettim. Daha sonra 2 sene boyunca hiç Kur-an okumadım. İslam’la ilgili araştırma yapmaktan da vazgeçtim.

-Müslüman olmaya nasıl karar verdiniz?

Bir gece Pakistanlı bir arkadaşımızın evinde toplanmıştık. 4 arkadaş bir gün sonra satacağımız uyuşturucuları hazırlıyorduk. Kapı çalındı hemen uyuşturucuları sakladık. Gelen Osman adında sarıklı ve sakallı bir gençti. Tebliğ Cemaati’nden olan Osman bizim çeteden olan Pakistanlı arkadaşımızın tanışıydı. Bizi mescidde yapılacak sohbete davet etti. Ben ilk başta mescide gitmek istemedim; fakat Osman çok ısrar etti. Osman’ın ısrarı üzerine mescide gitmeye karar verdim ve mescidde sohbet veren hocayı dinledim. Hocanın anlattıklarının hepsi doğruydu. O an artık İslam’dan kaçamayacağımı ve Müslüman olmam gerektiğini bir kez daha hissettim. Mescidden eve dönünce tekrar Kur-an okumaya başladım. Kur-an’ı okudukça korkuyordum fakat Allah’ın her ne olursa olsun günah işleyenleri affedeceğini müjdeleyen ayetlerine rastladığımda rahatlıyordum ve içim huzur doluyordu. Müslüman olmaya karar vermiştim; fakat Müslüman olmak için kendimi hazır hissetmiyordum.

Niçin?

İslam’a tamamen zıt bir hayatım vardı bu hayatı ve çevremi birdenbire değiştirmenin çok zor olacağını düşünüyordum. Mescide gitmeye başladıktan 3 gün sonra bizim çeteye yönelik bir operasyon daha düzenlendi. Ben ve 2 kişinin dışında çetenin bütün üyeleri tutuklandı. Çetemiz bu operasyonla büyük bir darbe yiyince uyuşturucu satışına ara verdik. Bu benim için iyi bir fırsat oldu ve İslam’ı daha iyi öğrenmek için mesciddeki sohbetlere gitmeye başladım. Bu arada mescidde tanıştığım bir İngiliz Müslüman bana Harun Yahya’nın kitaplarının bir kısmını hediye etti. Bu kitaplar beni çok etkiledi Harun Yahya’nın kitapları sayesinde İslam ve Allah ile ilgili kafamı karıştıran soruların cevaplarını buldum ve Kelime-i Şehadet getirerek Müslüman oldum. Müslüman olduktan sonra tasavvufa ilgi duymaya başladım ve Şeyh Habip’le tanıştıktan sonra Semaniye Tarikatına katıldım.

-İlk defa duyuyorum bu tarikatı.

Semaniye Tarikatı daha çok Afrika ve Yemen taraflarında yaygın olan bir tarikat.

“TASAVVUF RUHUN DOKTORUDUR”

-Niçin bir tarikata girme ihtiyacı duydunuz?

Çok berbat bir hayattan gelmiştim ve ruhum tamamen kirlenmişti. Tasavvuf sayesinde ruhum temizlendi ve nefsimle nasıl mücadele edeceğimi öğrendim. Tasavvuf bir anlamda hasta olan ruhumun doktoru oldu ve iç dünyamı keşfetmemi sağladı. Zikir törenlerine katıldığımda kalbimin rahatladığını hissediyorum. İnsan herhangi bir organında rahatsızlık hissettiğinde doktora ihtiyaç duyuyor. Tasavvuf da kalpte oluşan hastalıkları tedavi eder. Günümüzde insanların en çok ihtiyaç duydukları doktorlar ise Kur-an ve Sünnet üzere yaşayan büyük alim ve veliler.

-İslam’ın en çok sevdiğiniz yönü nedir?

Müslümanlar arasındaki kardeşlik. Müslümanlar birbirlerini seviyorlar ve birbirlerine karşılıksız yardımcı oluyorlar. Müslüman olduktan sonra İslam’ı daha iyi anlamak için mutlaka Arapça öğrenmem gerektiğini fark ettim ve Arapça öğrenmek için Yemen’e gittim. Yaklaşık 1.5 sene Yemen’de kaldım. Yemen’in güneyinde Hadra Mevt isimli bir bölge var. Hadra Mevt Halkı İslam’ı çok iyi yaşıyor buranın alimleri çok bilgili ve halkı da çok misafirperver. Müslümanların aralarındaki güzel kardeşliğe özellikle Yemen’de şahit oldum. Yemenliler fakirler ama dinlerine sağdıklar ve din kardeşliğine çok önem veriyorlar.

-Müslüman olmanız çevrendekiler tarafından nasıl karşılandı?

Müslüman olmam ve sonrasında kişiliğimde meydana gelen değişiklikler beni yakından tanıyanları bir hayli şaşırttı. Şartlarım çok iyiydi ve uyuşturucudan iyi para kazanıyordum. Böyle bir durumdayken her şeyi terk etmem özellikle eski suç ortaklarım tarafından çok garip karşılandı. Bendeki değişime en çok sevinen ise annem oldu. Hatta annem sık sık bana ; “Bu din senin gibi birisini bu kadar değiştirdiyse mutlaka haktır.” diyor.

Şubat 21, 2010 Posted by | Haberler | , , , , , , , , , , , , , , , | 1 Yorum

Katolik papaz: İslam bize neyi kaybettiğimizi hatırlattı

Ukrayna Kilisesi rahibi İslam’ın Hristiyanlığın kaybettiği değerleri hatırlattığını söyledi.
Cumartesi, 13 Şubat 2010 17:18

Dünya Bülteni / Haber Merkezi

Ukrayna Yunan Katolik Kilisesi rahibi Oleg Gırnik ülke basınına  İslam’ın Avrupa’da yayılmasını ve Hıristiyanlığın giderek gerilemesini değerlendirdi.

Gırnik Hristiyanlığın gerilemesinin esas sebebinin Hıristiyanlığın Avrupa’da görünür olmaktan çıkması olduğunu söyledi.

Katolik rahip Hıristiyan bölgelerinde Allah inancının artık insanların hayatlarında yeri olmadığını ifade etti, buna rağmen Ukrayna’da çok sayıda yeni kilise ve manastırların inşa edildiğine dikkat çekti. Ekonomik krize rağmen Vatikan’ın da desteği ile Ukrayna’da kiliseye önemli kaynaklar aktarılıyor.

Oleg Gırnik, ülkenin gerçek sorunlarına da dikkat çekerek,  AİDS hasatlığı, kürtajları çoğalması, küçük yaşdaki kız çocuklarının sık sık hamile kalması, alkol, yolsuzluk, rüşvetle ilgilenilmesini istedi.

Bu sorunların Ukrayna halkının manevi yok oluş evresini yaşadığını ortaya koyduğunu belirterek, “Bugün hala “ateizm” (Allahsızlık) Ukrayna halkının esas “dini” olarak kalmaya devam ediyor” tesbitinde bulunan rahip, gerçek Hıristiyanların İslam’ın yayılmasından asla korkmadığını da sözlerine ekledi.

// <![CDATA[www.turkislambirligi.com http://www.hazretiisagelecek.com/s3_b.html 
var tmp;
tmp = document.getElementById(“news_content”).getElementsByTagName(“a”);
for(i=0; i

Şubat 14, 2010 Posted by | Haberler | , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum yapın

Rusya Müslümanları Birleşme Yolunda

Türk İslam Birliği kuruluyor… Rusya İslam’a koşuyor… Rusya’da Türk İslam Birliği devletlerinden biri olacak. Bu yolda her güne yeni bir haber, bunlardan birini daha sizlerle paylaşmak istiyorum

Rusya Müslümanlarının 18 yıllık bir dağınıklığın ardından tek bir çatı altında birleşmeye hazırlandıkları bildirildi.
Rusya‘nın saygın ekonomi gazetelerinden Kommersant’ta “Allah ve Kremlin Rusya Müslümanlarını Birleştiriyor” başlığıyla yayımlanan haberde, Rusya‘daki Müslümanların üç önemli merkezini oluşturan, Rusya Müftüler Konseyi Başkanı Ravil Gaynuddin, Rusya Müslümanları Merkez Dini Yönetimi Başkanı Talgat Taceddin ve Kuzey Kafkasya Müslümanları Koordinasyon Merkezi Başkanı İsmail Berdiyev’in dün tek çatı altında birleşme konusunu ele almak için biraraya geldiğini duyurdu.

Haberde, Rusya Müslümanlarının tek çatı altında birleşmesi yönündeki çağrının Kremlin’den geldiği ve üç merkezin liderinin bu çağrıyı dikkate alarak bir araya geldiği belirtilerek, üç merkezin temsilcilerinin birlik konusunda çalışmalara başladığı kaydedildi.

Birleşme önerisini ilk olarak 2009 yılında yapan ve bu önerisini içeren bir mektubu Rusya Devlet Başkanı Dimitriy Medvedev’e gönderen Taceddin, Kommersant’a yaptığı açıklamada, ayrılma sürecinin uzun ve zor bir sürece dayandığını, dolayısıyla birleşme sürecinin de uzun zaman alacağını ve sabırlı olunması gerektiğini söyledi.

Gazete Rusya Müslümanlarının tek çatı altında birleşmesini en başta Çeçenistan Başkanı Ramazan Kadirov’un desteklediğini belirterek, Kadirov’un tek çatı altında birleşmiş Müslümanları kendisinin yönetmeye aday olacağı iddiasına yer verdi.

İslam Kültür Merkezi Başkanı Ruslan Kurbanov da, Kommersant’a yaptığı açıklamada, Kadirov’un gerçekten birleşmeye destek verdiğini, ama Müslümanlar tarafından yönetici olarak görülmediğini belirterek, “Kadirov birleşmenin gençlerin eğitimine olumlu etkide bulunacağını savunuyor. Çünkü dini liderler ayrı olduklarında gençler daha çok radikal olan tarafa yöneliyorlar” dedi.

Kremlin’in birleşmede büyük rolü olduğunu savunan Kurbanov, yeni birlik örgütünün Kafkasya’daki yozlaşma sürecini durdurmaya yardım edeceğini savundu.

Haberde, tek çatı altında birleşmeyle ilgili bir sonraki toplantının Tataristan veya Dağıstan’da yapılmasının beklendiği belirtildi. Sovyetler Birliği’nin dağılmasının hemen ardından siyasal ve ideolojik anlaşmazlıklardan dolayı Tataristan ve Başkortostan Müftülüğü, Rusya Müslümanlarının Diyanet İşler Yönetiminden ayrılmışlardı.

http://www.cnnturk.com/2010/dunya/02/03/rusya.muslumanlari.birlesme.yolunda/562170.0/

www.turkislambirligi.com

Şubat 3, 2010 Posted by | Haberler | , , , , , , , , , , , , | Yorum yapın

61 Yaşındaki Musevi Doktor Müslüman Oldu

61 Yaşındaki Musevi Doktor Müslüman Oldu / Türkiye Gazetesi / 14.01.2010
İsrail uyruklu Alman vatandaşı Ortodoks Musevi Psikolog Doktor Anters Geb Radojcic, 11 yıldır yaşadığı Manavgat’ta Müslüman oldu. 2010 yılının ilk ihtida töreni İsrail uyruklu Alman vatandaşı Anters Geb Radojcic (61) için düzenlendi. Fatma ismini alan Radojcic öldüğü zaman 11 yıldır hayatını paylaştığı, Haziran ayında vefat eden eşi Barış Türker’in yanına defnedilmek istedi. Radojcic, şöyle konuştu:

“Müslüman komşularımın yakın ilgi, sevgisi ve içten davranışı İslam dinini araştırmama vesile oldu. Beş yıldır düzenli bir şekilde Almanca Kur’an okuyordum. Kaybettiğim sevdiklerime yeniden kavuşmayı, öldükten sonra yeniden dirilmeyi öğrendim. Yeniden dirilmeyle moral buldum. Sürekli dua ettiğim Rabbime yöneldim ve Müslüman olmaya karar verdim.”

 

www.hazretimehdi.com

www.altincag.com

www.harunyahya.org

Ocak 31, 2010 Posted by | Haberler | , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum yapın

Xavier İslam’ı seçti

Xavier İslam’ı seçti / Takvim Gazetesi / 23.12.2009

Basının karşısına çıkan Faysal Xavier, 2003 yılında G.Saray’da oynarken ilk kez İslamiyetle tanıştığını, İslam dininin barındığı; barış, eşitlik, özgürlük ve umut gibi özelliklerin kendisini çok etkilediğini belirtti.Xavier kariyerinin bundan sonrasını Afrika’daki açlar için çalışarak ve iyilik peşinde koşarak geçireceğini açıkladı.

www.altincag.com

www.harunyahya.org

www.hazretimehdi.com

Ocak 31, 2010 Posted by | Haberler | , , , , , , , , , , , , | Yorum yapın

Türkiye’nin İslam Dünyasındaki Rolü Rusya’nın Çıkarına

Rus uzman Dmitri Babiç, Ankara’nın İslâm dünyasında artan rolünün Moskova’nın uluslararası alanda ağırlığının artmasına katkı sağlayacağını söyledi. Babiç, “Türkiye, 2009 yılında 25 milyar dolarlık toplam ticaret hacmi ile Avrupa Birliğinden sonra Rusya’nın ikinci partneri. Ankara’nın başarısı Rusya’nın uluslararası arenada ağırlığını arttıracak” değerlendirmesinde bulundu.

TÜRKİYE’NİN İSLÂM DÜNYASINDAKİ ROLÜ

RUSYA’NIN ÇIKARINA

Rus uzman Dmitri Babiç, Ankara’nın İslâm dünyasında artan rolünün Moskova’nın uluslar arası alanda ağırlığının artmasına katkı sağlayacağını söyledi. “Ilımlı İslâmcıların seferi” başlığı ile kaleme aldığı makalesinde Babiç, Türk Hükümeti’nin Afganistan ve Pakistan liderlerini İstanbul Zirvesi çerçevesinde bir araya getirdiğine dikkat çekti. Bunun Türkiye’nin İslâm dünyasının lideri konumunu güçlendirdiğini ifade eden Babiç, “Türkiye, 2009 yılında 25 milyar dolarlık toplam ticaret hacmi ile Avrupa Birliği’nden sonra Rusya’nın ikinci partneri. Ankara’nın başarısı Rusya’nın uluslar arası arenada ağırlığını arttıracak” değerlendirmesinde bulundu. Pazartesi günü Türkiye açısından iki önemli olay daha olduğunu kaydeden Rus uzman, “Ankara’nın şansı artıyor. Mevlüt Çavuşoğlu Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi’nin başkanlığına seçildi. Bir de Türkiye’nin nüfusu 72 milyona çıktı. Bu Rusya’nın yarısı anlamına geliyor.” tespitinde bulundu.

www.turkislambirligi.com

Ocak 28, 2010 Posted by | Haberler | , , , , , , , , , , , , , , | Yorum yapın

İslam Dünyası’nda Bir İlk: Adnan Oktar Museviler ve Müslümanlar Arasında Kardeşliği Tesis Ediyor

Sayın Adnan Oktar’ın İsrail’den gelen heyetle yaptığı toplantı, hem İslam dünyasında hem de Batı’da büyük bir ilgiyle takip edildi ve Ortadoğu barışı için atılmış çok büyük bir adım olarak kabul edildi.


Sayın Adnan Oktar dün, 20 Ocak 2010 Çarşamba, İsrail’den gelen içlerinde farklı dini grupların liderleri ve İmar Bakanı Yardımcısı Sayın Eyup Kara’nın da bulunduğu  geniş bir heyetle birlikte bir basın toplantısı düzenledi. Basın toplantısının amacının, Müslümanlar ve Museviler arasında oluşturulmaya çalışılan suni gerginliklere engel olmak, bölgede barışın hakim olmasını sağlamak ve uzun süredir esir olarak tutulan İsrailli er Gilad Shalit’in serbest bırakılması için kamuoyuna çağrıda bulunmak olduğu açıklandı.


Toplantıda konuşma yapan Adnan Oktar, Müslümanların ve Musevilerin Hz. İbrahim’in çocukları olduğunu, bir tarafın İsmailoğulları diğer tarafın Yakupoğulları olduğunu, dolayısıyla iki topluluk arasında çatışma olmasının çok yersiz olduğunu ifade etti. Musevilerin ve Hıristiyanların bizlere emanet olduklarını, tıpkı Peygamberimiz (sav) döneminde olduğu gibi onların en iyi şekilde korunmasını sağlayacağını, Musevilerin de Hıristiyanların da Müslümanların da “saçlarının tek teline bile zarar gelmesine müsaade etmeyeceğini” söyleyen Oktar, Kuran’a ve hadislere uygun olan davranışın bu olduğunu belirtti. İçinde bulunduğumuz yüzyılın Mehdiyet çağı olduğuna dikkat çeken Sayın Oktar, bundan sonra artık savaşların sona ereceğini, tüm silahların bırakılacağını, akan kanların ve terörün duracağını, başta Ortadoğu olmak üzere tüm dünyada sevginin hakim olacağını söyledi. İran’ın nükleer silah üretmesi konusunda neler düşündüğü yönündeki soruya ise, atom bombası kullanılmasının İslam’a göre haram olduğunu ifade eden Sayın Oktar, bu konuda İran Cumhurbaşkanı Ahmedinejat’a haber gönderdiğini, nitekim bir müddet sonra İran’ın da açıklama yaparak atom bombasının haram olduğunu ve kullanmayacaklarını söylediklerini belirtti. Konuyla ilgili olarak Hürriyet gazetesinde manşetten haber yapıldığını da vurguladı.

Er Gilad Shalit’le ilgili soruları da cevaplayan Sayın Adnan Oktar, “Bir insanın sürekli, her an öldürülme korkusuyla esir tutulmasının” çok zor olduğunu, Gilad’ın anne ve babasına kavuşmasını istediğini hem Gilad’ın hem de ailesinin çektiği acıların son bulması gerektiğini söyledi. Ancak bununla birlikte, İsrail hapishanelerinde tutulan annelerin, kız çocuklarının ve gençlerin de biran önce bırakılmaları gerektiğini ifade eden Oktar, “bu kardeşlerimiz birer melek gibi o hapishanelerden çıksınlar, barış için ilimle, kültürle çalışma yapan insanlar olsun istiyoruz” dedi. Gilad’ın babası Noam Shalit ile görüşmelerinin devam ettiğini açıklayan Adnan Oktar, önümüzdeki günlerde Noam Shalit’in Türkiye’ye geleceğini ancak güvenlik sebebiyle bu görüşmelerin detayları hakkında bilgi veremeyeceklerini söyledi.

İsrail’le Türkiye arasında gerginlik oluşturmaya çalışanların boş bir çaba içinde olduğunu da vurgulayan Sayın Adnan Oktar, Musevilerle Müslümanların, Müslümanlarla Hıristiyanların, Şiilerle Sünnilerin, Şiilerle Vahabilerin çatışmasını isteyen, sürekli kan dökülmesinden yana insanlar olduğunu ama bunların hedeflerine ulaşamayacaklarını söyledi. Yangına körükle gitmek yerine, yatıştırıcı, affedici, geçmişi geçmişte bırakan, bundan sonra neler yapılabileceğini değerlendiren, barışcıl ve ılımlı bir üslupla hareket eden bir yapı içerisinde olmanın önemine dikkat çeken Oktar, Müslümanların Musevilere bakış açısının nasıl olması gerektiği hakkında da önemli açıklamalar yaptı.

Kuran’da yer alan “Hıristiyanları ve Musevileri veliler edinmeyiniz” ayetini bazı kimselerin yanlış anladıklarını, bu ayette bildirilenin Hıristiyanları ve Musevileri kendinize yönetici edinmeyiniz anlamında olduğunu, bunun da çok doğal olduğunu, Müslüman bir toplumda Müslüman, Hıristiyan bir toplumda Hıristiyan, Musevi bir toplumda Musevi bir yönetici olmasının halkın rahatlığı açısında doğal olarak istenen bir durum olduğunu ifade etti. Peygamberimiz (sav) döneminde Kitap Ehli’nin çok rahat yaşadığını hatırlatan Oktar, Osmanlı döneminde Musevileri İspanya’dan alıp topraklarımıza getirdiğimizi, onları en güzel şekilde konaklayıp yerleştirdiğimizi, onlara yurdumuzu açtığımızı, bugün de tıpkı geçmişte olduğu gibi güzellik içinde yaşanması gerektiğini söyledi.

Toplantıya katılan diğer katılımcılar da, Sayın Adnan Oktar’ın öncülüğünde böyle bir toplantı düzenlenmesinin barış ve kardeşlik için olan önemine dikkat çektiler. Toplantıda Suriye Müftüsü’nden gelen ve bu girişimi destekleyen mesajı okuyan Sanhedrin Bnei Noah Mahkemesi Başkanı Haham Sayın Yeshayahu Hollander, Bir olan Allah’a iman edenlerin birlikteliğinin büyük bir güç olduğunun üzerinde durdu. İmar Bakanı Yardımcısı Sayın Eyup Kara da bu toplantının İslam dünyasında çok önemli bir değişime vesile olacağı inancında olduğunu ve Sayın Adnan Oktar’la birlikte bu girişimin içinde olmaktan mutlu olduğunu ifade etti. Ortodoks Hıristiyan lider Rahip Hurrian Dimitri ise burada bulunmalarının amacının ve vermek istedikleri mesajın tüm dinlerin sevgi, kardeşlik ve barış içinde yaşaması olduğunu belirtirken Sayın Adnan Oktar aynı Peygamberimiz gibi tüm şiddet ve önyargıların değişmesine vesile olan çok büyük bir insan olduğunu söyledi.

Yerli ve Yabancı basın tarafından büyük ilgiyle izlenen toplantıda Sayın Adnan Oktar’ın Hz. İsa (as)’ın çok yakında zuhur edeceğini, dünyada artık hiçbir savaş yaşanmayacağını, bilimin, sanatın, estetiğin geliştiği bir döneme girdiğimizi söylerken, çok yakında Türk İslam Birliği’nin kurulacağının müjdesini de verdi. “Bundan iki yıl önce vizeler kalkacak, Türk İslam Birliği kurulacak demiştim, olaylar tam bu şekilde gerçekleşiyor” diyen Sayın Oktar büyük bir sevgi ve dostluk birliğinin oluşmaya başladığını, bu birliğin yeryüzünde barışın garantisi olacağını söyledi.

İsrailli heyet mensupları:

1) İmar Bakanı yardımcısı Eyüp Kara (Necef ve Celile için Kalkınma ve İmar Bakanı Yardımcısı; Başbakan Benjamin Netanyahu’ya en yakın Musevi olmayan kişi; Museviler, Müslümanlar, Hıristiyanlar ve diğer tüm dinler arasında güçlü ve sıcak bir ilişki kurulması hedefine sahip)

2) Haham Yeshayahu Hollander (Kudüs Musevi Hahamlar Meclisi Sanhedrin, Beni Nuh Mahkemesi Başkanı)

3) Haham Ben Abrahamson (Kudüs Musevi Hahamlar Meclisi Sanhedrin’in İslam konusunda danışmanı)

4) Efraim Lahav (Başbakanlık ofisinden kıdemli strateji danışmanı; Kudüs Akademik Biriliği yönetim kurulu başkanı)

5) Dürzi topluluğu lideri Şeyh Ameen Kablan

6) Ortodoks Hıristiyan lider Rahip Hurrian Dimitri

7) Bedevi lider Sn. Ataf Krinawi

8) Samaritlerin lideri Sn. Japhet Tsedaka (Yefet Zadka)

Ocak 21, 2010 Posted by | Haberler | , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , | Yorum yapın

Ünlü Hristiyan Blogcu Müslüman Oldu !

Bugün sizlerle dünyada dine dönüş haberlerinden birini daha paylaşmak istiyorum. Önceki hayatında İslam’a karşı olan yazılarıyla tanınan Mandolina İslam’la şereflendi. Ünlü blogun sahibi bundan önce yazdığı tüm yazıları askıya alarak neden İslam’a girdiğini açıkladı.

Mısriyyun gazetesinin kendisini arayarak haberin doğruluğunu teyit ettiği blogcu “Maddi nimetleri kaybeden anlar. Manevi nimetleri ise ancak sahip olanlar anlayabilir.” dedi. En ünlü Hıristiyan blogun sahibi internet üzerinden İslam’a girdiğini ilan etti. Daima İslam’ı eleştirdiği blogunda bu sefer Müslüman olduğunu yazan Mandolina isimli blogcu bir buçuk yıldır iç çatışma yaşadığını ve bu çatışmanın doğru yolu bulmasıyla sona erdiğini ifade etti. .

Mandolina blogunda şöyle dedi; “Orada bilinen hikmetli bir söz vardır: Sağlık, sağlığı yerinde olanların başında bir taçtır. Bunu hastalardan başkası göremez. Bu, doğal bir şey. Sağlık, çocuk, para ve bunun gibi bedensel; hissedilen nimetlere sahip olduğumuzda onları ancak kaybedersek fark ederiz. Ancak ruhsal ve zihinsel nimetleri ancak sahip olanlar bilebilir. Subhanallah; hidayet nimetini Allah’ın hidayet verdiği kimseden başkası bilemez. Akıl nimetini de Allah’ın akıl verdiği kimseden başkası, ilim nimetini Allah’ın ilim verdiğinden başkası bilemez. İslam nimetini de, aynı şekilde, Allah’ın kendisine nasip ettiği kimseden başkası bilmez. 11 gün önce İslam’a girdim. Pazar günü sabah ezanı vakti karar verdim ve şehadet getirdim. O günden beri “elhamdulillah” kelimesinin başka anlamlarını idrak ettim. Bu sözü tekrar ettikçe ruhumla beraber göğe çıktığını hissettim.”

Aralık 30, 2009 Posted by | Haberler | , , , , , , , , , | Yorum yapın

   

Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.